1 Mart 2014 Cumartesi

Bir hikaye molası

Büyüklerimiz biz küçükken akşamları hikayeler anlatırlardı. Biraz büyüdüğüm yıllarda babamın anlattığı bir hikayeyi, başka yerde rastlamadığım için buraya yazayım istedim. 


Efendim, bir yolcunun yolu Anadolu'da bir  kente düşer. Meydanda garip bir şeye şahit olur. Kentin sakinleri, meydanda oturan bir adamın yanından geçerken tükürüp geçmektedirler. Ne yapıyor bu insanlar, niye yapıyorlar diye önce mani olmaya, sonra sormaya başlar. Kimseden cevap alamaz. Gider adamın yanına ve ona sorar;
- Hemşerim bu insanlar niye sana tükürüyor?
Adam;
- Sorma! Sen de tükür, geç, der. 

Ama meraklıdır ve öğrenmekte de kararlıdır. Israr eder ve adamı sakin bir yere götürüp, hikayesini dinler.

Adam başlar anlatmaya.

"Çok sevdiğim, ayrılığına bir lahza dayanamadığım, ahu gibi bir yarim vardı. Gizli saklı buluşurduk. Bir buluşmamızda nasıl olduğunu bilemedim koca bir yılan peyda oldu. Korkudan seyirttim. O vakit yılan koca ağzını açtığı gibi yarimi yutuverdi. Kollarını yılanın ağzından dışarıya doğru açan yarim ile göz göze geldik. Ağlıyordum, çaresizce dövünüyordum. Sevdiğim bağırarak belimdeki hançerle yılanın kuyruğunu kesmemi ve böylece kurtarmamı söylüyordu. Acıdan bağırıyor adeta yalvarıyordu. Ama ben cesaret edip, yılana bir türlü yaklaşamıyordum. Sonunda sevdiğim gözlerime umutsuzca bakıp, kollarını kapayıverdi. Korkaklığım yüzünden, yarimi kaybetmiştim. İşte bu insanlar bunun için tükürür yüzüme. Dedim ya, sen de tükür geç. Benim gibi korkağa bu layıktır!"

Hikaye bu adı üstünde. Nerden geldi aklıma bilmiyorum ama anlatayım dedim. Yaşlanıyorum galiba:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder