21 Aralık 2011 Çarşamba

Kolay'a Dair


Neresinden tutsam elimde kalan meseleler var. Küçükken "yakıp, getir" diye dedemin elime verdiği Bafra tanesi gibi. Yakmak ne demekti bir kere? Nasıl yakıp getireceğim? Zaten küçük parmağım kadar bir sigara tanesi. Velev ki yaktım. Odaya gidene dek iki nefeslik ya kalıyor ya kalmıyor meret.

Bafra'yı hatırlamayan insanlar varsa biraz biraz büyümüş sayabilirim kendimi. Hala birçok mesele var ki tutulacak yanı yok. Hüsnü-zan ile bazı boşlukları doldurma gayretim de fena halde yormaya başladı beni.

Öyle derdini, fikrini sofra bezi kıvamında açmayı beceremeyen biri olduğum için neresinden tutsam elimde kalan mevzuların sayısı artıyor bir bir. Bazen akl-ı selime danıştığım mevzular oluyor. Hemen Şah Bilge duruşu alıyor ve "O kolay da benim şu mevzu ne olur sence?" diyorlar. Arkadaş bu kadar kolay madem, bu gerzek meseleler bir benim elime mi sakız gibi yapışıyor?
Her neyse beni boş verin. Siz iyisiniz ya?

3 yorum:

  1. Anlatılanı dinleyemeyen insanın anlattıklarını dinleyip, ona bir hâl çaresi sunanlardan olmak, sanırım her baba yiğidin harcı olmasa gerek. Böyle insanlar var, biliyorum, sadece eklemek istedim. Yazının özünde biraz kendimi gördüm. Derdini elalemin yaptığı gibi faş diye ortalara dökemeyenlerdenim ben de. Bu arada Bafra sigarası hikayelerine sahip dinozorlardan biriyim :)Ayrıca, yazınızın dil bilgisi ve diğer kurallara uyum açısından takdirimi kazandığını da bilmenizi isterim. (Bu konuda üzerime yapıştırılmış "ukala şey" etiketim var da benim ondan şeyettim :P) Ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Bafra'yı ve imlâyı bilen güzel insan, hoş geldin:)

    YanıtlaSil
  3. Pek hoş buldum; güzel bakan, güzel gören insan :)

    YanıtlaSil