21 Ekim 2010 Perşembe

Türkiye'de ya da İran'da Kadın Olmak

Kadın devrimdir. Kadın başkalaşımdır. Kadın estetiktir. Kadın medeniyettir. Kadın münbittir. Kadın varoluştur. Kadın aşktır.

Kendisi de dahil kimse bunun farkında değildir çok defa. Beğenir ve beğenilmeyi sever. En dağlık köyde, hayatından bezmiş gibi duran kadın da Nişantaşı'ndaki İkoncan da beğenilmenin hazzını duymayı sever.

Kendindeki estetiği bilir. En kuytusuna saklasa da bilir. Bazen bir topuğa yapıştırır bu ipucunu, bazen memesinin ucuna.

Türkiye'de kadın olmak zor. İran'da da. Ama bu demek değil ki İrlanda'da daha kolay.

İran'dan gelen müşterilerimi ve eşlerini gezdirirken Boyner'e geçtiğimizde kadınların hep bir elden başörtülerini çıkarmaya çalışmalarına şaşkınlıkla bakmıştım. Ne yapıyorsunuz dediğimde "Sizde kapalı alanlarda başörtüsü yasağı var ya ondan açıyoruz başımızı" demişlerdi. Kurallara riayet, baş eğmek, erkeklerin kararlarına ram olmak, kabulleniş, içindeki direngeni öldürüş...


Birkaç yıl önce İrlanda'ya gelin olan arkadaşımın düğününde onlarca İrlandalı kadın da vardı. Arkadaşımın görümcesinin biri kucağında diğerleri etrafında 4 çocuğu gördüğümde, çocukları çok seviyor sanmıştım. Meğer doğum kontrolü yasakmış o modern ülkede. Yasakların muhatabı kadın her yerde kadınmış meğer.

İçindeki estetiği ortaya çıkaramasın diye çirkinlerin yasaklarına ram olan kadın...