25 Aralık 2010 Cumartesi

Ok Kirpikli Hatuna

Nasıl sevmişse bu divane gönül
Öyle bilecek unutmasını da
Nasıl esir olmuşsa gözlerine
Başka gözlerle avunmasını da

Akıtma gözümün kanlı yaşını
Uğrunda ağlayıp yanmaya değmez
Bir kaç mektupvari saramış resme
Bakıpta seni anmaya değmez
Sana değmez
Tıklayınız ve yazıyı eşliğinde okuyunuz derim:)

Bölümümden okurken nefret ettim. İlk yıl Cehennem gibiydi. Buna rağmen not ortalamam 75'ti. Sınıf arkadaşlarımdan, okulumdan hepsinden nefret ettim. İkinci sınıfta yanıma hasbelkader oturmasa, Ahmet Kaya'nın bir haberini sınıfta okuyor olmasam herhalde okul bitene dek aynı sınıfta olduğumuzu bile anlamaymazdım. (Evet, okula çok az gittim:))

Aramızda başlayan ufak bir konuşma sonrası, birlikte yemeğe gittik. Sonrası malum. Okul bitene dek başka arkadaşım olmadı. Onun da:)

Devamsızlıktan kalmamak için geldiğimiz derslerde müzik dinlerdik. Ama 3 şarkıyı döndürüp dündürüp dinlerdik.

- Üç Hürel- Sana Değmez
- Sezen Aksu - Son Sardunyalar
- Metallica - Nothing Else Matters

Ok gibi kirpikler, uzun bukle bukle saçlar, Camel sigarası, Cumhuriyet Gazetesi, lacivert kotuyla
fakültenin en güzel hatunu. Okul kitaplarını okumuyoruz ama elimizden kitap eksik olmuyor. Okuyoruz, okuyoruz yalnızlaşıyoruz. Sıyrılıyoruz hayattan. Ben hayatı ciddiye almayan melami halimi korusam da o tepeden tırnağa hüzün. Güzel, akıllı ve hüzünlü hatun...

Okul yıllığına "Okula uğramayan ama uğradığında ok kirpikleri tüm fakülteyi dağlayan kız" olarak geçmiş bir ciğerpare.

Birkaç gün sonra doğum gününü kutlayacak hatunum. Bu yazı O'na, Üç Hürel eşliğinde armağanım olsun.

21 Ekim 2010 Perşembe

Türkiye'de ya da İran'da Kadın Olmak

Kadın devrimdir. Kadın başkalaşımdır. Kadın estetiktir. Kadın medeniyettir. Kadın münbittir. Kadın varoluştur. Kadın aşktır.

Kendisi de dahil kimse bunun farkında değildir çok defa. Beğenir ve beğenilmeyi sever. En dağlık köyde, hayatından bezmiş gibi duran kadın da Nişantaşı'ndaki İkoncan da beğenilmenin hazzını duymayı sever.

Kendindeki estetiği bilir. En kuytusuna saklasa da bilir. Bazen bir topuğa yapıştırır bu ipucunu, bazen memesinin ucuna.

Türkiye'de kadın olmak zor. İran'da da. Ama bu demek değil ki İrlanda'da daha kolay.

İran'dan gelen müşterilerimi ve eşlerini gezdirirken Boyner'e geçtiğimizde kadınların hep bir elden başörtülerini çıkarmaya çalışmalarına şaşkınlıkla bakmıştım. Ne yapıyorsunuz dediğimde "Sizde kapalı alanlarda başörtüsü yasağı var ya ondan açıyoruz başımızı" demişlerdi. Kurallara riayet, baş eğmek, erkeklerin kararlarına ram olmak, kabulleniş, içindeki direngeni öldürüş...


Birkaç yıl önce İrlanda'ya gelin olan arkadaşımın düğününde onlarca İrlandalı kadın da vardı. Arkadaşımın görümcesinin biri kucağında diğerleri etrafında 4 çocuğu gördüğümde, çocukları çok seviyor sanmıştım. Meğer doğum kontrolü yasakmış o modern ülkede. Yasakların muhatabı kadın her yerde kadınmış meğer.

İçindeki estetiği ortaya çıkaramasın diye çirkinlerin yasaklarına ram olan kadın...

23 Eylül 2010 Perşembe

Kendime..

Bazen hafifliyorum. Dikkat edin zayıflıyorum demiyorum. Hafifliyorum.

30 Temmuz 2010 Cuma

Sen Gidince Bak Neler Oldu?

Adını değil elini mıh gibi aklımda tutuyorum. Beni düşerken yakalamıştın. Elini görmüştüm ilk.

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Delirmekten Kurtulmak ya da Deli Olmak


Habire diş sıkarken buluyorum kendimi son 2 aydır. Oysa uzun zamandır olmuyordu bu meret.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Mazlumun canı yansa ahı bize dokunur!


Niye Gazze'ye, Filistin'e taktın, ülkemde neler oluyor, diyen ahmaklar!

Yüreğim dünyadaki tüm çocuklara yetecek kadar geniş merak etmeyin. Şimdi orada inciniyor çocuklar. Her gün.. Elimden bu geliyor. Laf edeceğine sen de Doğu Türkistan'daki çocuklar için bir şey yap. Tayland'da el kadar çocukların fuhşa sürüklenişine ses çıkar. Bir ses et yeter. Benim sesime takılıp kalma. Sen de sol tarafını dinleyip, inlemeyi öğren. İniltini duyacak biri mutlaka vardır.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Elinizi Korkak Alıştırmayın Babalar!


Gerekçeniz her ne olursa olsun, masum bir canlının hayatını almak ayıptır, günahtır, ahlaksızlıktır, çirkindir, zulümdür. Bir el, bir çocuğu katletmeye varmışsa, o varlık artık insan değildir! Hüviyeti elinden alınmalı, "Bir masuma kıyan insan olamaz. Ben de insan değilim!" yazılı bir boyundurukla dolaşmalıdır. Dolaşmalıdır ki, başka eller, masumlara ilişmesin, başka canlar kelebek olup uçmasın gökyüzüne.

Hangi coğrafyada olduğunun ne önemi var Allah aşkına? Bir yerde bir bebeği katledip, parçalara bölebiliyorsa biri sonra baba olmayı nasıl hak eder? Hangi çocuk ona "Baba" der? Elinizi korkak alıştırmayın babalar! Çocuk başı okşayın! Bolca okşayın ki, eliniz katle varamasın!

***

Iara Lee bir gemiye bindi. Ağlayan bebeklere mama, mutsuz annelere elinin ve gönlünün sıcaklığını götürmek için. Özgürlüğü ablukaya alınmış bir diyara "Siz özgür değilseniz, biz de değiliz!" demek için. Yanlış anlaşılmasın. Sadece elindeki bir mendille akan yaşları silmek, içindeki insanı diri tutmak için.

Ama yolculuğu tamamlayamadı. Kötüler onun da canını yaktı. Mendilini aldı. Sandılar ki Lee ve insanlık yılacak. Sandılar ki veren el ile alan el buluşmazsa, kış-kıyamet artacak. Artarsa kurtlara gün doğacak. Bilmediler ki, gün doğmadan umut doğar! Bilmediler ki, kışa kıyamete inat kardelenler doğar.

Hoş gelsin kardelenler!

21 Haziran 2010 Pazartesi

ve akıp giden zamanda kaybolmak

Zaman öyle akıyor ki, tutabilene aşk olsun...

16 Haziran 2010 Çarşamba

15 Haziran 2010 Salı

Sosyal Böcük Oldum Ben


Konsere gittim ben. Manyak gibi bağıra bağıra şarkı söyledim. Yetmedi oynadım. Hayır bünye yorgun ama biyonikliğimi ispatlamam gerek. Ay yeni favori dizim ortaya çıktı şimdi. Biyonic Woman. Kadın aynı Melis Birkan. Supernatural'le birlikte iyi gidiyor bence. Gerçi Fringe'de dişime göre unutmadan.


11 Haziran 2010 Cuma

Bazen Çok Yorulan Bünyeye

Çok yoruluyorum bugünlerde. Az uyuyorum, düzensiz besleniyorum, sporu aksattım, kitap okurken uyuyakalıyorum, Gossip Girl izleyemiyorum, House'un yeni sezonuna başlayamıyorum. Off yaa:( Fırat iyi oluyor böyle zamanlarda..

9 Haziran 2010 Çarşamba

Garanti Bazen Delirtiyor

Şube telefonlarını arıyorum 3 saattir. Madem açmayacaksınız niye var o telefonlar? Memur mu yok başında? Telefon Bankacılığı diye bir şey var demeyin Allah aşkına! Şube ile ilgili sorunları çağrı merkezlerinden çözemiyorsunuz. Deliriciğim ayol:(

Blogger olcam bende:)


Herkeste bi bloggerlık falan. Benim neyim eksik:)